İçeriğe geç
Kardelen Medya

Kardelen Medya: hayatı merak et, burçları yorumla

İlişkiler

İş Yerinde Arkadaşlık ve Sınırın Yeri

İş arkadaşlıklarını zorlayan şey çatışma değil, tanımsızlıktır. Hangi konuşmanın hangi sıfatla yapıldığını bilmek ilişkiyi korur.

Tuna Koralp 3 dk okuma

İş yerinde kurulan arkadaşlıklar, çalışma hayatının en değerli tarafı olabilir. Günün büyük kısmını aynı yerde geçiren insanlar arasında doğal bir yakınlık oluşur; ortak dertler, ortak espriler ve ortak yorgunluk paylaşılır. Bu yakınlık işi kolaylaştırır, zor günleri taşınabilir kılar. Ama aynı yakınlığın belirsiz kalması, zamanla hem arkadaşlığı hem işi zorlar.

Zorluk genellikle bir çatışmadan değil, tanımsızlıktan doğar. İki kişi hem meslektaş hem arkadaştır ama hangi konuşmanın hangi sıfatla yapıldığı belli değildir. Öğle yemeğinde arkadaş olarak anlatılan bir sıkıntı, akşamki toplantıda meslektaş olarak karşınıza çıkabilir. İşte tam bu geçiş noktalarında sınıra ihtiyaç duyulur.

Neyin paylaşıldığına dikkat

Arkadaşlık güven ister, güven de paylaşım getirir. Ancak iş yerinde paylaşılan her bilgi, sadece iki kişi arasında kalmaz; kurumun içinde dolaşır. İş arayışınız, yöneticinizle yaşadığınız gerginlik, sağlık durumunuz ya da maaşınızla ilgili bir ayrıntı, en iyi niyetli kişinin ağzından bile bir gün başka bir bağlamda tekrarlanabilir.

Bu, kimseye güvenilmeyeceği anlamına gelmez. Yalnızca paylaşımın hızını yavaşlatmak gerektiğini gösterir. İlişki kurulurken zamanla derinleşen bir yakınlık, birkaç haftada kurulan yoğun bir samimiyetten daha sağlamdır. Aceleyle kurulan yakınlıklar, ilk anlaşmazlıkta kırılganlaşır.

Hiyerarşi işin içine girdiğinde

Sınır ihtiyacı en çok, taraflardan biri diğerinin yöneticisi olduğunda belirginleşir. Uzun süredir arkadaş olan iki kişiden birinin terfi etmesi, ilişkiyi kendiliğinden değiştirir. Bunu görmezden gelmek iki tarafı da zorlar: yönetici olan kişi geri bildirim vermekte zorlanır, diğeri ise en küçük eleştiriyi kişisel algılar.

Bu durumda en sağlıklı yol, değişimi açıkça konuşmaktır. "Artık bazı konuları yönetici olarak konuşmam gerekecek, bunun arkadaşlığımızla ilgisi yok" cümlesi kulağa fazla resmî gelebilir ama söylenmediğinde ortaya çıkan belirsizlik çok daha yıpratıcıdır. Ekipteki diğer kişiler açısından da bu netlik, kayırma algısını azaltır.

Dedikodunun cazibesi

İş yeri arkadaşlıklarını en hızlı yıpratan şey, ortak bir hedef üzerinden kurulan yakınlıktır. Birini birlikte eleştirmek kısa vadede bağ kurar; uzun vadede ise ilişkiyi zayıf bir zemine oturtur. Çünkü bugün başkası hakkında konuşulan masada, yarın sizin hakkınızda konuşulacağını herkes sezer.

Bu tür konuşmaları kesmek için sert bir tutum gerekmez. Konuyu işe döndüren kısa bir cümle çoğu zaman yeter. Sürekli tekrarlanan bir ortamda ise mesafeyi biraz açmak, sonradan onarılması güç durumların önüne geçer.

Birlikte çalışırken hesap sormak

Arkadaş olduğunuz biriyle aynı işi paylaştığınızda, en zorlanılan an geciken bir işi hatırlatmak gerektiği andır. Meslektaşa rahatlıkla söylenebilecek bir cümle, arkadaşa söylenirken tuhaflaşır ve çoğu kişi bu yüzden hiç söylemez. Sonuç, biriken bir kırgınlık ve sonunda orantısız biçimde patlayan bir tepkidir.

Bunun yerine hatırlatmayı işin diliyle ve erken yapmak gerekir. "Şu dosya bugün çıkacaktı, durumu nedir?" cümlesi ne kadar erken söylenirse o kadar doğal durur. Arkadaşlık, işle ilgili konuşmayı zorlaştırmamalı; aksine, karşılıklı iyi niyetin bilindiği bir ilişkide bu tür cümleler daha kolay kurulabilmelidir. Zorlaştıran şey arkadaşlığın kendisi değil, biriktirme alışkanlığıdır.

Ayrılıklar ve süreklilik

İş yeri arkadaşlıklarının bir kısmı, taraflardan biri işten ayrıldığında sona erer. Bu, ilişkinin sahte olduğu anlamına gelmez; bağlamın ortadan kalktığı anlamına gelir. Ortak gündem bittiğinde konuşacak şey azalır. Bunu bir kayıp gibi değil, bazı ilişkilerin belirli bir dönem için kurulduğu gerçeği olarak görmek daha gerçekçidir.

Ayrılık sonrası ilişkinin sürüp sürmeyeceğini belirleyen şey çoğu zaman ilk birkaç aydır. Ortak gündem kalmadığında yeni bir buluşma sebebi bulunmazsa, iletişim kendiliğinden seyrelir. Bunu kimsenin suçu olarak görmemek gerekir; sadece ilişkiyi ayakta tutan zeminin değişmesi gerekir ve bu her ilişkide mümkün olmaz.

Kalıcı olanlar ise genellikle işin dışına da taşan bir ortaklığı olanlardır. Onlar için de aynı ilke geçerlidir: işle ilgili konuları belirli bir yerde bırakabilmek, arkadaşlığı korur. Sınır koymak, mesafe koymak değildir. Aksine, ilişkinin hangi zeminde durduğunu bilmek, o ilişkinin uzun ömürlü olmasını sağlayan şeydir.