İçeriğe geç
Kardelen Medya

Kardelen Medya: hayatı merak et, burçları yorumla

İlişkiler

Bebek Geldikten Sonra Çift İlişkisini Korumak

Yeni doğan döneminde en çok ihmal edilen şey çiftin kendi ilişkisi olur. Kısa ama gerçek temaslar, uzun zaman bulmaktan çok daha ulaşılabilirdir.

İdil Acarsoy 3 dk okuma

Bebek eve geldiğinde herkes bebeğe bakar. Ziyaretçiler onu sorar, hazırlıklar onun etrafında döner, günler onun uyku saatine göre kurulur. Bu son derece doğaldır. Ama bu dönemde sessizce arka plana düşen bir şey daha vardır: çiftin kendi arasındaki ilişki. Ve o ilişki, yeni kurulan düzenin en çok ihmal edilen ama en çok yük taşıyan parçasıdır.

Yorgunluk duyguları yeniden şekillendirir

Yeni doğan döneminin en belirgin özelliği kesintili uykudur. Uyku bölündüğünde sabır kısalır, ses tonu sertleşir, küçük aksaklıklar büyük görünür. Bu dönemde çiftler arasında çıkan tartışmaların çoğu aslında konuyla ilgili değildir. Bulaşık, kim kaç saat uyudu, kimin annesi ne dedi gibi başlıklar, altta biriken tükenmişliğin dışa vurma biçimleridir.

Bunu bilmek tartışmayı engellemez ama tartışmadan sonra toparlanmayı kolaylaştırır. "Şu an ikimiz de çok yorgunuz, bu konuyu yarın konuşalım" cümlesi, bu dönemde en işlevsel cümlelerden biridir. Ertelenen tartışmaların büyük kısmı ertesi gün çok daha küçük görünür.

Görünmeyen emeği görünür kılmak

Bu dönemde eşitsizlik hissi çoğunlukla iş bölümünden değil, yapılan işin fark edilmemesinden doğar. Bebeğin uyuduğu saatte yıkanan çamaşır, hazırlanan mama, temizlenen ortam sayılmaz; çünkü bunlar sessizce yapılır ve bittiğinde ortada bir iz kalmaz. Oysa gün boyunca bu işleri yapan taraf, akşam olduğunda gerçekten yorulmuştur.

Bunun pratik çözümü, birkaç hafta boyunca yapılan işleri açıkça konuşmaktır. Hangi işler kimde, hangi saatler kimin, gece kalkışları nasıl paylaşılacak. Bu konuşma bir muhasebe değil, bir görünürlük çalışmasıdır. Emeğin adı konulduğunda, karşı taraftan gelen tek bir teşekkür bile hissedilen yükü hafifletir.

Kısa ama gerçek temaslar

Bu dönemde çiftlerin en çok özlediği şey birlikte geçirilen uzun zamandır. Ama gerçekçi olmak gerekir: uzun zaman bir süre için mümkün olmayacaktır. Bunun yerine kısa ve niteliği yüksek temaslar çok daha ulaşılabilirdir. Bebek uyurken birlikte içilen on dakikalık bir kahve, günün sonunda birbirine sorulan tek bir gerçek soru, kapıda verilen kısa bir sarılma.

Bu küçük anların değeri süreleriyle ölçülmez. Önemli olan o anlarda telefona bakılmaması ve konunun bebekten başka bir şey olabilmesidir. Çiftlerin çoğu, ilişkinin tümüyle ebeveynlik ortaklığına dönüşmesinden yakınır. Günde birkaç dakikalık ebeveynlik dışı sohbet, bu dönüşümü yavaşlatır.

Yardım istemeyi öğrenmek

Yakın çevrenin desteği bu dönemde çok kıymetlidir ama çoğu zaman yanlış yerde kullanılır. Gelen ziyaretçiler bebeği tutmak ister, oysa ihtiyaç duyulan şey genellikle bir öğün yemek, bir alışveriş ya da birkaç saatlik sessizliktir. Bunu açıkça söylemek çekingenlik yüzünden ertelenir.

Somut talep, iyi niyetli ama yönsüz yardımı işe yarar hale getirir. "Yardım lazım olursa söyle" cümlesine "cumartesi öğlen iki saat bebekle kalabilir misin" diye cevap verebilmek, hem yardım edene hem alana kolaylık sağlar.

Duyguları normalleştirmek

Bu dönemde hissedilen şeylerin hepsi mutluluk değildir. Kaygı, boğulma hissi, eski hayatın özlemi, hatta zaman zaman pişmanlığa benzeyen duygular yaşanabilir. Bunlar kötü ebeveyn olmanın işareti değildir; büyük bir değişimin doğal eşlikçileridir. Bu duyguları eşine söyleyebilmek, onları çok daha hafifletir. Söylenemediğinde ise duygular içeride büyür ve ilişkiye dolaylı yollardan sızar.

Uzun süren, gündelik işlevi bozan bir çökkünlük söz konusuysa profesyonel destek almak gecikilmemesi gereken bir adımdır. Bu dönemde destek almak, ailenin tamamını rahatlatır.

Bu dönemde çiftler arasında sık görülen bir başka gerilim kaynağı da bakım konusundaki yöntem farklarıdır. Biri bebeği hemen kucağa almak ister, diğeri biraz beklemekten yana olur; biri kalabalık ziyaretleri rahat karşılar, diğeri yorulur. Bu farklar tek başına sorun değildir. Sorun, farkın her seferinde yeniden tartışılmasıdır. Birkaç temel konuda önceden anlaşmak ve geri kalanında birbirine karışmamak, günlük sürtünmeyi belirgin biçimde azaltır.

Dış çevrenin yorumları da bu dönemde beklenenden fazla yıpratır. Herkesin bir tavsiyesi, bir karşılaştırması vardır. Çiftin kendi arasında ortak bir tutum belirlemiş olması, bu yorumların araya girmesini engeller. Aynı cevabı veren iki ebeveyn, hem kendilerini hem birbirlerini korur.

Yeni doğan dönemi geçicidir. Uyku düzelir, ritim oturur, gün yeniden şekil alır. O günlerde ilişkiye ayrılan küçük özen ise geçici değildir; bebeklikten çok sonra da hatırlanan bir dayanışma duygusu bırakır.